Eski Mısır Sanatının Heykel ve Kabartma Sanatlarındaki Özellikler

Yazan Yayınlama Tarihi 16 Eylül 2019 0 23 Views

Mısır’da heykel sanatına çok önem verilmiştir.

Heykeller saray, tapınak ve mezar anıtlarının tamamlayıcı ögesi olarak kabul edilmiştir. Mimari eserlerin iç ve dış cepheleri heykellerle süslenmiştir.

Mısır uygarlığında büyük heykeller genellikle granit, bazalt ve diyorit gibi sert taşlardan, küçük boyutlu heykeller ise ahşap, kireç taşı, fil dişi ve çeşitli madenlerden yapılmıştır.

Mısır’da heykel sanatı hızlı bir gelişme göstermiştir.

Firavun Coser’in gerçek boydaki ilkel, ama etkileyici heykeli sonra yapılacak olan anıtsal heykellerinin öncüsü olmuştur.

Firavun Kefren’in diyoritten yapılmış heykeli ince işçiliği ve ağırbaşlı havasıyla, Mikerinos ile eşini tasvir eden heykel ise Mısırlıların arduaz gibi sert taşları işlemedeki büyük ustalıklarını gösteren örneklerdir.

Eski İmparatorluk Dönemi’nde heykel sanatında belirgin bir üslup söz konusudur.

Heykellerde sadelik ön planda olup hareket ve duyguları ifade eden ayrıntılar yoktur. Genellikle bir kaide üzerinde ayakta duran veya oturmuş biçimde yapılan heykellerde frontal duruş hâkimdir.

Ayakta duran figürlerde, vücut ağırlığı iki bacağa eşit olarak dağıtılmış, kollar vücuda yapışık şekilde aşağıya sarkmış, eller ise yumruk şeklindedir.

Erkek heykellerinin tenleri kadın heykellerine göre daha koyudur. Erkek giysileri sadece bel ve kalça bölgesini kapatır. Tüm vücudu örten kadın giysileri diz ve göğüs hizasında birer çizgiyle vurgulanır.

Oturan figürlerde ağırlık yine eşit paylaştırılmakla birlikte baş öne bakmakta ve dik durmaktadır.

Bununla beraber bu dönemde belli kurallara bağlı kalmadan yapılmış halk sanatı olarak adlandırılan heykel örneklerine de rastlanmaktadır. Bu eserlerde sanatçı, günlük yaşamdan seçtiği figürlerde ve hareketlerde daha rahat ve serbesttir.

Bu özelliğe sahip heykellerin en tanın- mışları bir elinde asa tutar vazi- yette ayakta duran Şeyh el Beled Heykeli, bağdaş kurmuş vaziyette Oturan Kâtip Heykeli ve Kasap Heykeli’dir.

Orta İmparatorluk Dönemi’nde tapınaklarda firavunların büyük boyutlu heykelleri yapılmış, heykel sanatına daha realist bir bakış açısı hakim olmuş; yüzlerde çizgiler, gözlerde çukurlaşmalar vb. ayrıntılar firavunların heykellerinde görülmeye başlanmıştır.

Yeni İmparatorluk Dönemi’nde heykel sanatı yeniden canlanmış ve büyük boyutlu heykel geleneği en üst düzeye ulaşmıştır.

Bu dönemde “doğallık” ön plana çıkmış , firavun ve ailesinin heykellerinde her türlü kusur sergilenmiştir. Ayrıca eski döneme oranla daha çok memurların, sanatçıların ve sıradan insanların heykelleri de yapılmaya başlanmıştır.

Mısır’da dinî inanca göre ruh, mezardaki ölü insanın yanı başına konulan heykelde varlığını sürdüreceğinden, heykelin sahibine benzemesi istenmiştir. Hatta, doğal görünmeleri için bazıları boyanmıştır. Bu sebeple Mısır’da portre sanatı erken dönemlerde ortaya çıkmıştır.

Mısır uygarlığında mimari eserlerin duvarlarını, sütunların ve payelerin gövdelerini kabartmalarla süsleme geleneği olduğu için kabartma sanatı çok gelişmiştir.

Çeşitli türde iri kayaları oyarak çok büyük kabartmalar yapılmıştır. Figürün, yapıldığı malzeme yüzeyinden oldukça kabarık olduğu yüksek kabartmalarda figürün kenar çizgileri oldukça derin oyulmuştur.

Bunların dışında yapılan alçak kabartmalarda, figürlerin kenarları çizgisel iz şeklinde oyulmuştur. Tahtalara da kabartmalar yapılmıştır ki bunların boyanmasıyla, eserin daha dayanıklı ve daha göz alıcı olması sağlanmıştır.

Yapılan figürler çoğunlukla hafif, çıkıntılı şeritlerle, birbirinden ayrılan frizler içine yerleştirilmiştir.

Kabartmalarda ana figür insandır. Tanrı, firavun, aslan, kuş ve günlük yaşamla ilgili figürler kabartmalarda sıkça kullanılmıştır.

Tanrı ve kral figürleri diğer figürlerden daha büyük gösterilmektedir. Figürlerin baş, göğüs, kol, bacak ve ayaklar profilden; gözleri ve omuzları ise cepheden gösterilmiştir

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir