Suluboya Teknik ve Metodları

Suluboya çalışması yapmak, işin amatörlerince, renkleri ve fırçaları kullanmak cesaretlerinden dolayı kolay gibi gö­zükür ve onlar için kolaydır.

İşin manâsına doğru gi­dildikçe zorluklar ve teknik yetersizlik baş gösterir, artık cesa­retimiz yavaş yavaş kaybolmaya başlar.

Bu arada suluboya tekniği ile uğraşanlar onun hilelerini ve kolaylıklarını tecrü­belerle ve zamanla kavrarlar.

Bir çok basitleştirici noktaları sezgiyle bulur ve öğrenirler. İşte bu bulma ve öğrenmeyi biz çabuklaştırmak ve zamanı kısaltmak için şuracıkta suluboya tekniğinin bazı inceliklerini söyleyelim. Ve gençlerin bunları kendi kendilerine bulmalarını istemekten doğacak zaman kay­bını önleyelim.

İnsanın kendisinin çalışa çalışa buldu­ğu kolaylıklar bundan çok daha önemli olduğunu da hatırlatalım.

Bu kolaylıkları yorulmadan elde edebilecekler; bu ra­hatlıktan dolayı bizi bağışlayın.

Boyanın kâğıda uygulanması :

Suluboyayı Kuru Olarak Uyguladığımızda Yaşanacak Problemler

Fırçayı suya batırarak yeteri kadar sulandırıp, (fırça bo­ya tutacak kadar büyük olmalıdır) fırçaya suyu az verdiğimiz­de alacağımız renk kuru kalacağından, kâğıt üzerinde kalın olarak kullanılmış olur.

O zaman renk kâğıt üzerinde çalış­maz halde bulunur.

Böylece renk ışığı aksettirmez kâğıt ken­dini göstermeyerek suluboyada aranan en belirgin özellik (şeffâflık-) yok olur.

Suluboya renginin kalın kullanılması so­nucu resmin ilerlemesini frenler. Sürülen rengin gerektikçe çabuk kaldırılmasını veya nemli olarak çalışmayı önler ve birleşik alanların meydana gelmesini zorlaştırır.

Yeni başla­yanlar böylece, sıkıntılı ve kaba bir sonuç elde ederler.

Yeter derecede nemli bir şekilde sulu kullanılan renk, kâğıt üzerine iyi oturur ve kâğıdın pürüzleri içine iyi yerleşir; bu sonuç kuruduktan sonra tipik ve güzel bir görünüm sağ­lar.

Suluboya tekniğinde çok su kullanırsak

Tabiatiyle ne kadar çok su katarsak boya altından kâğıt daha iyi gözükecektir.

Fakat rengin şiddeti de o nispette aza­lacaktır. Renk, çok su kullanıldığında kâğıdı tamamen kaplayamaz.

Küçük godeler içinde bulunan renkler üzerinde fır­çayı nasıl sürttüğümüze hiç dikkat ettiniz mi? Eğer fırçayı Çok bastırıyorsanız fırçanın tüyleri ayrışır ve bütün ince çalışmalar imkânsız hale getirilmiş olur.

Küçük kaplar içindeki boyalar üzerinde fırçayı dönen bir hareketle oynatmalı, fa­kat rengi kâğıda sürmeden önce fırçayı kap üstüne veya bir kâğıt parçası üzerine sürmeli, böylece rengin, fırçanın ucun­da toplanmasını sağlamalıdır.

Fırçadaki gereğinden fazla olan boyayı fırçanın ucuna doğru itmelidir. Eğer fırçanın ucunda çok renk olursa tüyler uç haline gelemez, incelemez. Büyük alanlar sünger (tabii sünger veya bez) parçasıyla bo­yanabilir.

Bu metodlar dairesinde ve eksersizlerle kendiliğinden tekniğin özelliklerine yavaş yavaş yatkın hale gelinir öyle ki; inanılmaz bir çabukluk ve alışkanlık elde ederiz.

Sezgi yolu, spontane haraketlerle doğru görüşler kazandırır.

Doğrudan suluboya kullanamaz mıyız?

Suluboyayı meslek haline getirmiş bazı suluboyanlar renkleri tamamen palet üzerinde veya bir deneme kâğıdı üze­rinde karıştırmayı seviyorlar.

Eser üzerinde hiç bir karışım yapmıyorlar. Bu metot ihtiyatlıdır, riski yoktur, fakat imkân­ları sınırlayan tedbirleri gerektirir. Bu teknikte desenin iyi hazırlanmış olması gereklidir. Çünkü bu metodla bir zemin ancak bir defa boyanabilir. Hiç bir zaman ikinci bir tabaka sürülmez, (gölgelerin şeffaflaştırılması hariç). Bazı ressam­lar bu metodu tercih ediyorlar, bunlar soğukkanlı bir mizâca sahip ayni zamanda bir balıkçı sabrına da sahiptirler. Çün­kü, bir renkten diğer bir renge geçmek için, bir evvel sürülen rengin tamamen kuruması lâzımdır. Kurumazsa renkler bir­birine karışır. Bu çalışmalar daima çizilen desenler içinde ya­pılır. Bu teknik, iç mimarî projeleri için daha emindir. Çün­kü desenin kendisi kesin bir disiplin gerektirir.

Bir çok tabakalı resim :

Çok renk tabakalariyle suluboya yapanlar da renklerini sadece palet üzerinde karıştırırlar, fakat bunlar resme önce açık tonları yerleştirmekle başlarlar. Eğer, bu açık tonların daha da açık olması isteniyorsa iki tabakanın birbirine karış­maması için resmin tamamen veya kısmen kurumasından sonra bu açık renkler daha açılabilir. Böylece üç dört kat bo­ya sürülebilir. Suluboyanın tipik —kendine has— şeffâflığı kayboldukça riskler ortaya çıkar, tabakalar halindeki renkler daha mat bir görüntü alırlar.

Açık bir tonun, koyu bir tonu kapatmayacağı aşikârdır, pazı suluboyanlar açık tonlardan başlamak gerekir diyorlar, gu teknikte boyama esnasında yorumlama çok olur. Ve de­sen de tesbit edilmiş değildir. Bu durumda düzeltmeler yap­mak kolaylaşır, çalışma tarzı daha esnek ve daha zevklidir.

Suluboyacıların çoğu kesin tekniklerin esiri olmak iste­mezler ve rengi kâğıtta karıştırıyorlar ve resim kuruduktan sonra bile suluboyayı çıkartabiliyorlar.

Kâğıt üzerinde karışımlar :

Renkleri kâğıt üzerinde de değiştirmek mümkündür. Ay­ni renge çok veya az su ilâve ederek veya ona daha sulu veya kalın başka bir renk ilâve ederek, renk nüanslarını elde ede­riz. Ayni şekilde boyanmış bir alanın rengi daha sonra nemli bir fırçayla bir yandan bir yana dağıtılır : Renk kâğıt üzerin­de ne kadar ince olursa, kâğıt o kadar çok görünür ve rengi

o kadar çok aydınlık gösterir. Ayni sonuç, az nemli bir fırçay­la ıslak rengin bir bölümünü kaldırarak elde edilir.

Bir rengin diğer bir renge tepkisi bu rengin nemlilik de­recesine bağlıdır. Bir sarı renk üzerine bir dakika aralıklarla bi damla kırmızı renk damlatılıyor. Çok nemli olan alt taba­ka da kırmızı renk molekülleri ortadan, daha iyi bir alana yayılıyorlar. Alt tabaka (üstüne damlatılan tabaka ne kadar kuru olursa kırmızı o kadar az karışır ve kırmızı leke küçük kalır, fakat daha canlı durur. Islak bir fon üzerine kırmızı bir damla kuvvetli bir şekilde etki gösterir. Sarı hakim olma­ya elverişli açık bir renktir. Kırmızı ıslak bir fonda sarı bir damlanın hiç bir etkisi yoktur.

Değişik nemde olan iki veya daha çok rengin tepkilerini kestirebilmek için çok tecrübe gerekir. Kâğıt üzerinde renk- ■*er yeter derecede ıslak kaldıkça, nüans yapmak mümkündür. Bundan ötürü bazı hallerde kâğıdı önceden ıslatmak veya kâğıt altına koyacağımız nemli emici kâğıt sayesinde kâğıdı- mızı uzun zaman ıslak olarak tutabiliriz.

Rengin kaldırılması :

  1. Eğer renk ıslaksa onu yarı kuru bir fırçayla kısmen rengi kaldırılabilir. Bunun için tercihan ikinci bir fırça kul­lanılmalıdır, böylece birinci fırçanın ilk renkte kalması sağ­lanır. Böylece renk kaldırılışı daha iyi yapılır. Islak renk bir sünger veya bez parçasiyle de kaldırılabilir.
  2. Eğer renk kuruyorsa : Bu durumda bir çok yol var­dır :
  3. Yarı kuru fırçayla renk kaldırımı :

Renk, hafifçe fırçayla sürtülerek, mümkün olduğu ka­dar eritilir: Sonra yarı kuru fırçayla, bir bez veya alanın du­rumuna göre süngerle kaldırılır. Bu iş kâğıt müsaade ettikçe tekrarlanabilir. Sert tüylü bir fırça rengi daha kolay ayırır, fa­kat kâğıdı çabukça bozar.

  • Silgiyle renk kaldırılması :

Silgi de rengi kaldırır. Bu tarz yumuşak açık tonlar yap­mak için tavsiye edilir. Bazı suluboyacılar kurallara fazla bağlılıktan bu tarzı sevmezler. Küçük bölümleri silgilemek, küçük alanlarda silgi kullanmak imkânsızdır.

  • Kazıyarak renk çıkarmak :

Rengi tamamen veya kısmen bir çakı —veya jiletle— çı­karabiliriz. Kâğıdın çıkıntılı, pürüzlü kısımları, derinliklerin­den daha çok etkilenir; sonuç, kâğıdın grenine bağlıdır. Bu kazıma metodu kaba görünümlü bir sonuç verir. Kazıma me­todu üst üste boya tabakalarının kaybettirdiği şeffaflıktan sonra da kullanılabilir. Bu şekilde şeffâflığı kaybettiren ta­bakalar üzerinde kazımayla resmin ağır noktalarını gidermiş oluruz. Zımpara kâğıdı da aynı sonuçları verir. Kazımak iÇ*n boyanmış kâğıt çok kuru olmalıdır. Kazınan kısımlar üzeri­ne saydam boya (glasi) sürülebilir.

  • Suyla renk kaldırması :

Kâğıt üzerindeki rengi kaldırmada üzerine su akıtmak ve yumuşatmak denenebilir ve kısmen kaldırılabilir. Bu çalışma daha çok renklerin birbirine çok tepki gösterdiği zamanlarda kullanılır. Resmimizi çeşme altında tutarak da fazla renkleri kâğıttan ayırabiliriz. Bu işlemle renkler kuvvetlerini kaybe­derek resmin birliği ve bütünlüğü sağlanır. Kuruduktan son­ra karışmış ve bozulmuş alanlar ve yerler var ise yeniden ça­lışılabilir, sonuç bazen çok şaşırtıcı güzel tesadüflere de yol açabilir.

  • Son olarak kurumuş bir renk yeni bir renkle nüanse edilebilir. Bu durumda, rengi yeniden ıslak veya nemli bir fırçayla kâğıttan ayırmalı ve yeni rengi sürüp kurumaya bı­rakmalıdır.
Yarı kapamayla boyama

Bu tür boyama tarzı kâğıdı veya alt rengi tamamen bo­yayla örtmeden boyama tarzıdır. Daha açık ifadesi: Çok gren- li veya renkli kâğıt bu iş için iyidir. Grenli veya az grenli bir kâğıtta olabilir. Yarı kuru bir fırçayla kâğıt üzerinden çabu­cak geçildiği zaman fırça ancak pürüzlerin çıkıntılarına te­mas sağlar. Bunlar ifadesi zor olan taş, toprak v.s. gibi pürüz­lü yüzeyler ve desenler yapabilmek için tekniğin ve fırçayı kullanma rahatlığımızın avantajlarıdır. Suluboyacılar kâğıt üzerinde, ekseriya belli miktarda beyaz renk muhafaza etme­yi tercih ediyorlar. O zaman daha çok yarı kapama metoduy­la boyamış oluyorlar. Bu şekildeki fırça darbeleriyle çabuk yapılan renkli eskizlerin yapımında bu tarz sık sık kullanılır. Fakat bu tarzda yapılan resimlerde artistler, lekelerle belir­tilen konunun güçlü ve sinirli yönde çizgiye ihanet ederler. Bu sonuçların kontrolünü sağlamak için çok tecrübe gerekli­dir. Elin hüneri, kâğıdın greni, nemlilik, fırçadaki boya mik­tarı v.s. hepsi sonucu etkileyecek faktörlerdir.

Şeffâf boya (Glasi):

Suluboya tamamen beyaz bir kâğıda uygulandığı zaman en olumlu sonuca ulaşılmış olur. Bunun için bazı suluboyacı- lar tek bir tabakayı tercih ederler. Tek rengin kendisine do­kunulmadan kendine has yeri vardır. Suluboya tek tabakayla yapma çok tecrübe ister. Bu sanatçılar önce koyu tonları, ya­ni gölgeleri sonra orta tonları yerleştirirler. En son olarak da, kendilerine ayrılan yerlere açık tonları yerleştirirler.

Fakat, suluboyacıların çoğu tabakalarla çalışmayı tercih ediyorlar. Kuru tabaka ayrılmadan ikinci tabaka birinci ta­baka üzerine hafifçe sürülür. Bunun için fırçaya çok renk al­malı ve fon tabakasını eritmemek için, tabaka üzerinden ha­fifçe bir defa geçmek gerekecektir.

öteden beri alışılageldiği gibi koyu renk açık renk üzeri­ne sürülür. Renk tabakalarını fazlalaştırdığımız takdirde bo­yanın kalınlaşacağı tabiidir, neticede mat olur. Bu hal sulu­boyada başlıca prensip olan şeffâflık kalitesini zedeler.

Bir rengin üzerine sürülen rengin şeffâf boya (glasi) sa­yıldığı gibi, genel olarak glasi terimi, şeffâf olan ve alttaki rengin egemenliğine saygı gösteren ikinci tabakaya denir.

Meselâ; bir çatının kırmızı kiremitleri bütünden net bir şekilde ayrılırsa buraya sarı glasi uygulanabilir. Bu takdirde sarı renk kırmızıya hakim olmaz, fakat kırmızı turuncu ola­bilmek için biraz aydınlanır. Bu tutum mevzii bir noktada, glasi uygulaması demek olur. Genellikle eserin tonalitesini düzeltmek için çeşitli renkler üzerine genel bir glasi (sulu bir renk) uygulanabilir. Böylece çalışmaya kolayca birlik ve bütünlük verilmiş olur. Çünkü denebilir ki, resmin bütün renklerine glasi vazifesi yapan tek bir renk girmiştir. Glasi uygulamasında şeffâf renkler seçilmelidir. Glasi resme bir ha­va ve atmosfer yaratır. Asgarî hassasiyeti muhafaza etmek istiyorsak glasinin mümkün olduğu kadar (diğer renkleri bir­birine karıştırmadan) çabuk kurumasını sağlamalıyız. Bunun kâğıdı evvelden ısıtmalı veya glasiden sonra kâğıt bir sıcaklık üzerine tutulmalıdır.

Bir Cevap Yazın